
Hilafet böyle bir meseleydi. Örneğin geçtiğimiz günlerde Suriye’de büyük bir hezeyan vardı, ancak Elhamdülillah mücahidler Suriye’yi tekrardan fethetmişler. Suriye’nin acımasız hapishanelerine baktığımızda insanlara türlü türlü işkenceler edilmiş ve bazı insanlara insanlığın üzerinde canice işkenceler yapılmış.
Kadın, çoluk çocuk, yaşlı, genç demeden rejim aleyhine konuşan herkes hapishanelerde zulüm görmüş. Bir diğeri de Doğu Türkistan’da yaşanıyor. Doğu Türkistan bizim kalbimizden bir parçadır. Nasıl Halep bizimse, Şam bizimse, Kudüs bizimse, Trablusgarp bizimse, aynen Doğu Türkistan da bizim topraklarımızdır, canımızdır, hiç şüphesiz.
Doğu Türkistan’da Türkmen kardeşlerimize Çin politikası aşılanıyor, Çinlileştirmeye çalışılıyor. Öyle ki gördüğüm bir kayıtta Türkoğlu Türk olan ve Muhammed isminde olan bir çocuğa “Senin ismin ne?” diye soruyorlar. Çocuk diyor ki “Benim ismim Muhammed.” Muhammed, sen nerelisin diyorlar, “Ben Çinliyim,” diyor.
Bu şekilde bizi asimile etmeye çalışıyorlar, zulmediyorlar. Bir Türk Müslüman kadının çadırına dört tane Çinli erkek koyuyorlar, Ramazan’da oruç tutmaları yasak ve zorla domuz eti yediriyorlar. Bir diğer cinayet ise Filistin’de yaşanıyor. Filistin’de Gazze’de lanetlenmiş kavim olan İsrailoğulları her geçen gün binlerce bebeği katlediyor, acımasızca bebek, kadın, çoluk çocuk demeden bombalar fırlatıyorlar, öldürüyorlar, tecavüz ediyorlar, akla mantığa uymayacak cinayetler ediyorlar. İşte bunlara dur diyebilecek bir müessese vardı, o da hilafetti.
Aynı şekilde Hindistan Müslümanlarına yapılan, Myanmar Müslümanlarına yapılan zulüm de hilafetle bertaraf edilebilirdi, Allah’ın izniyle. Hilafet böyle bir meseleydi, bilakis aynı zamanda hilafet de İslam’ın emridir. Bu konuda yüzlerce kitap yazılmıştır, ancak kâfirler elimizden bu hilafeti aldılar.
-Halil Atakan Ay