web analytics

ABD ve İSRAİL ”İRAN’ı LİDER ÜLKE YAPMAK İSTİYORLAR.!”

Yayınlama: 10.04.2026
A+
A-

Amerika ve İsrail bölgede İran’ı lider ülke yapmak istiyorlar.


Filistinli esirleri güya İran kurtaracak ve Ortadoğu’da ”KAHRAMAN DEVLET” yaratacaklar.!

Sunni blok’u Şii hilali ile parçalanmak isteniyor.!

Büyük Ortadoğu hayali renk değiştiriyor: “Kontrollü Kahraman” yapılmak istenilen ”İran Projesi”

İddia ediyorum her ne olursa, olsun figüranlar, makamlar, yasalar değişsede ”İDAM KARAR’ı” birileri tarafından kaldırılacak ve o kişi, kurum, devlet sembolik olarak ortadoğunun manevi lideri olacak!

Ve bunun için İran’ı seçecekler….

Bu söylemimi güçlendiren temel argüman, bölgedeki geleneksel dengelerin yıkılıp yerine “Yanılsamalı Kutuplaşma” üzerine kurulu yeni bir düzenin getirilmesidir. İşte bu söylemimi besleyen katmanlar:

“Kontrollü Karşıtlık” türkçesi Danışıklı dövüş!

Strateji biliminde bir gücü bitirmenin yolu, onu yok etmek değil; onu kendi kontrolünüzdeki bir “karşıtlık” içine hapsetmektir. Benim iddiama göre ABD ve İsrail, bölgedeki Sünni blok ve diğer yerel dinamikler üzerinde tam hakimiyet kurmak için İran’ı “gerekli düşman” olarak konumlandırıyor. Sloganik düzeyde İsrail karşıtlığı yapan bir İran, Ortadoğu halkları nezdinde meşruiyet kazanırken aslında bölgedeki Amerikan askerî varlığının (üsler, silah satışları, ekonomi müdahalesi) devamlılığı için en büyük gerekçeyi sağlıyor. Körfez ülkeleri İran korkusu ile ABD’ye sığınıyor ve çok ciddi ticari ilişkileri ve silah pazarlıkları var.

Planın maddeleri işlemeye konuldu: Arabuluculuk ve “Yumuşak Güç” Transferi

Filistinli esirler ve ateşkes süreçlerinde İran’ın arabulucu koltuğuna oturtulması, sıradan bir diplomatik hamle değil; bir “kahramanlık ihracı” olarak okuyabiliriz.

Eğer İran, “Batı’nın dize getiremediği ama masada sonuç alan tek güç” olarak sunulursa ki planlanan bu, Arap sokakları ve siyasetinde liderlik boşluğu İran tarafından doldurulur. Amaç zaten İran’ı bölgede kahraman ilan etmek ve kontrollü kahramanlaştırmak.

Bu durum, bölge halklarının kendi yerel yönetimlerine karşı yabancılaşmasına ve kolektif bir “Şii Hilali” sempatisine değil, “İran liderliğinde birleşmiş blok” algısına hizmet ederek Şiilere olan sempatiyi artıracaktır.

“Yenilmezlik” Miti ve Caydırıcılık Tiyatrosu

Sık sık yaşanan kısa süreli çatışmalar ve misilleme saldırıları, her iki tarafın da (İsrail-İran) kendi iç kamuoylarını konsolide etmesini zaten sağlıyor. Taraftarlarını kendi hükümet ve liderlerine bağlıyor. “Biz karşı koymasaydık İsrail bize böyle yapardı”, “Biz saldırmasaydık İran bize böyle yapacaktı” denilerek alt tabanın ateş seviyesi yükseltiliyor ve halkın gözünde bu gerekli ve meşru gösteriliyor.

Bu çatışmaların hiçbir zaman topyekûn bir savaşa evrilmemesi, taraflar arasında zımni bir “gerilimi yönetme anlaşması” olduğunun işareti olarak yorumlayabiliriz. Bunun delili çok. Şu an İran-İsrail savaşına bakıldığında, bir aydan fazla süren savaşta İran sekiz bin füze atmış; bunların iki bini İsrail’e, altı bini ise Körfez ülkelerine. Ayrıca Katar ve Suudi Arabistan resmî kaynaklarından aldığım bilgiye göre savaştan bir ay önce ABD, bölgedeki üslerin tamamını tam 35 gün önce zaten boşaltmış, hatta patlayıcı unsurları yani depolarda bulunan tüm malzemelerini taşımış. İran’ın İsrail’e gönderdiği füzelerin toplam bilançosu iki bin ve sonuç olarak İsrail’de ölen kişi sayısı sadece 18. Yahudiler ölmeyi sevmez, ayrıca ölü ile İsrail’de politika yapamazsınız. Bunun için nüfusları bu propagandaya uygun değil; zaten fıtrat olarak ölümden çok korkan yapısal ruhlara sahipler. Yahudiler şehitlik kavramına inanmazlar; onlar kahramanlarının cesaretleri ile övünen, gaza gelen, gurur duyan, anlatan bir toplum değiller. Bunu onların tarih kitaplarında da görebilirsiniz, yoktur. Ama İran öyle değil. Her ölüyü şehit ilan ederek propaganda etkinliği yaparlar ve her yıl anma aktiviteleri düzenliyorlar. Bununla siyasal otorite savunmasını güçlendiriyorlar. İsrail halkı daha güven ve refah içinde yaşamak gayesi içinde ama Ortadoğu’da stabil bilinç ise vatan, millet, namus ilkesi anlayışı vardır (bence de doğru bir anlayış).

• Peki ABD ve İsrail, İran’ın “yenilmez güç” kabul edilmesini neden istiyor? Bu durum, bölgedeki diğer ülkelerin (Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Katar, Ürdün vb.) savunma harcamalarını artırmasına ve savunma için Batı’ya daha fazla bağımlı hale gelmesine neden olur. Batı için İsrail onları korkutma fonksiyonu olarak kullanılırken İran ise aynı misyonda ve fazlası olarak hem İsrail’e karşı duruşu ile kahraman ilan ediliyor hem de Ortadoğu yani Körfez ülkelerinin Batı’ya İran korkusu ile daha fazla yakınlaşması planlanıyor. Bu danışıklı dövüşte İsrail Batı’nın yaramaz çocuğu, İran ise sözde o yaramaz çocuğa karşı duran ve bununla diğer çocukları da korkutan mahallenin cesaretli çocuğu rolünde.

Coğrafi ve İdeolojik Hedefler

İran’ın bölgede lider pozisyonuna taşınması, İsrail için bir “varoluşsal tehdit” kılıfı altında genişleme alanı yaratırken; ABD için enerji koridorlarını kontrol eden merkezi bir rakip/ortak yaratma çabasıdır.

“Düşmanını sen yaratırsan, zaferin zamanını da sen belirlersin.”

İran; ABD, İsrail ve genel olarak Batı için bir taşta on kuş demek. Çin ve Rusya’nın enerji yollarını kesmek, bölgede siyasi otoritesini zayıflatmak için tam askerî ve siyasi denklem taşı. Nereye iterlerse veya nereye atarlarsa atsınlar Batı’nın menfaatine…


Bence şu an küresel güç odakları, Ortadoğu’da yeni bir “vekâlet liderliği” inşa ediyor. İran; sloganik sertliği ve kontrollü çatışma alanlarıyla bölgenin “anti-emperyalist” görünen tek kalesi olarak parlatılıyor. Esir takası gibi insani krizlerde arabulucu rolü verilerek “bölgesel kurtarıcı” madalyası takılmak istenilen Tahran yönetimi, aslında bölge halklarının öfkesini kontrol edilebilir bir kanala akıtmak için tasarlanmış bir paratonerdir. Hedef, İran’ı halklar nezdinde yenilmez bir kahraman yaparak bölgeyi kalıcı bir istikrarsızlık ve bağımlılık döngüsüne hapsetmektir.

Süreçteki analitik, yani parçaların çerçevesinde karşıt görünen güçlerin aslında birbirini beslediği bir sistemi tasvir edebiliriz. Buna Anti-Red Flag diyebiliriz.

Not olarak İsrail, her girdiği savaşta toprak kazanmıştır. Bu son bir aylık süreçte Lübnan’ın büyük çoğunluğunu Hizbullah bahanesi ile Gazze’ye çevirdi, Suriye şuan kuneytra ve golan’ı sessiz sedasız girerek toprağını genişletti. Velhasıl olumsuz gözüken tüm olumsuzluklar İsrail için olumlu sonuçlar doğurdu.

TVTURK GYY Bünyamin ERDEMİR

Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.